Büyüğe saygı mı?

Benim çocukluğum döneminde, baskın bir gerçek vardı; küçükler, büyüklerine, büyük saygı gösterirdi; büyükler ise, küçükleri, gerçekten de korumakla yükümlüydü.

Bu görüş biçimi, Atatürk Türkiyesi'nin ve Atatük felsefesindeki vicdân anlayışının, bir sonucu idi. Sevgi, saygı, hoşgörü ve barış, bir toplumun tutkalıdır.

Ve o dönemlerde, 'büyüğe saygı' kavramı, neredeyse hiç dillendirilmezdi!

Dünyâ üzerinde, en saygıdeğer toplum, kuşkusuz ki, Japonlar'dır. Bunun, sayamayacak kadar çok nedenleri vardır.

Japonlar'da, yaşlı insanlar, 'bilge' sıfatında görülürler; ve o yaşlı insanlar, bu saygıya, aynı özne ile karşılık verirler.

Günümüz Türkiyesi'nde de, hızla artan bir sübyâncılık gerçeği var! Bu gerçek, tüm Müslümân toplumlarda, katı biçimde yaygındır!

Terbiyesiz ve görgüsüz bir herif, çıkıyor televizyon ekrânlarına ve demeç veriyor: "61 yaşımdayım; ve bir bâkire ile, evlenmek istiyorum!"

Peki; 'bâkire' nedir? Gelişmiş roplumlardaki bir kız, en geç onsekiz yaşına geldiğinde, bekâretini sonlanrırır.

Bu 61 yaşındaki şerefsiz dede, 'torununun çocuğu' olabilecek körpelere, tyecâvüz etmek istiyor! Ve bu isteğini, televizyon ekrânlarından duyurmakta ise, bir sakınca görmüyor!

Dostlar! Bir düşünün; bir Japon 'bilgesi', böyle bir tutum sergiler mi?

Herhangi bir yaşlı Japon, büyük bir yanlışlık yapıp da, böylesine şerefsizce bir demeçte bulunursa, o kişi, intihâr etmesi gerekir! Kendi özgür istenci doğrultusunda, intihâr etmezse, toplumsal baskılar sonucunda, er ya da geç, büyük bir topluluğun gözleri önünde, gönüllüce intihâr edecektir!

Çünkü Japonlar; erdemli, kıvançlı ve şerefli bir toplumdur. Herhangi bir Japon, iyi insan olmayı gerektirecek, bu üç özellikten uzaklaşırsa, o kişi, özgür istenci doğrultusunda, kesinlikle intihâr eder!

Şerefini kaybettiği için, erdemiyle intihâr eden o kişi, ölümünün ardından, yeniden şerefini kazanmış olur; ve böyle anılır.

Bir düşünelim; benim çocukluk dönemimden bir kız çocuğu, zamânda yolculuk yöntemiyle, günümüzdeki Türkiye'ye konumdeviriyor.

Ve o çocuk, bir dede görüyor. "A-aa! Ne tatlı bir dede!" diye mırıldanıyor ve o dedeye yaklaşıyor. Onu, son derece sevimli bulduğu için, ona sarılmak istiyor.

'Dede' ise, o çocuğun anlayamayacağı, korkunç bir tavır sergiliyor! "Ah yavrummm! Çok güzelsin! Seninle evlenirim!"

O çocuğun, içine gömüleceği şoku ve bunalımları, günümüz Türkiyesi'nde, pek kimse anlayamaz!

Diğer yandan, "Büyüğe saygı!" uyarıları, her gün biraz dahâ yükseliyor!

Saygı, bireye gösterilir; saygıda, yaş sınırı olmaz! Saygı, yalnızca insan erdemine gösterilir.

Yaşlı Japonlar; erdemli, kıvançlı ve şerefli insanlardır; onlar, gerçekten de 'ek saygı'yı hakkediyor.

Benim çocukluğumda, bir kız çocuğu, kendinden büyük olan herkese, korkusuzca yaklaşırdı; kendinden yaşlı olan kişilere dokunmakta, pek sakınca görmezdi.

Çünkü Atatürk Türkliyesi vardı; tıpkı Japonlar'da olduğu gibi, Türkiye'de de, karşılıklı doğal saygı ve sevgi ortamı yaygındı.

Oysa günümüz Türkiyesi'nde, devlet memuru olan bir öğretmen, bir öğrencisinin anne-babasına gidiyor ve, "Allâh, rüyâmda, kızınızla nikâhımı kıydı," diyor!

Benim çocukluk dönemimde, böyle bir durum olsaydı, o 'sözde öğretmen', önce akıl hastânesine kapatılırdı; oradan çıkınca da, hemencecik kodese atılırdı!

Dogmaya bulaşmış bir zihniyet, bir de, 'büyüğe saygı' türünden bir kavram kullanınca, anlaşılabilecek, tek gerçek var: Bu toplum, us sağlığını, iyiden-iyiye yitirmiştir!

Toplumumuzda, 'erdem' diye bir olgu kalmamıştır!

'Ek saygı'yı hakkedebilecek bireyler, artık mercekle aranır oldular!

Son bir ekleme yapmakta da, yarar var...

İleri yaşından ötürü, 'ek saygı' bekleyenler, hem düşük eğitimlidirler, hem de, çok ağır aşağılık kompleksleri vardır. Bu kişilere, yanlış düşündüklerini açıklayabilmenin tek yolu, onların eğitilmelerini sağlamaktır.

Bizdeki geleneksel 'el öpmek' de, bunun, en katı göstergelerden biridir; insan erdeminin değerini, hiç anlayamayacak olan eğitimsiz kitleler, elleri öpüldüğünde, 'saygın' olduklarını sanırlar; oysa, çok büyük bir aymazlık içerisindedirler!

Herhangi bir genç dostum, erdeminden ödün vererek, benim elimi öpmeye kalkışırsa, onu, bir köşeye çekerim; ve ona, saygıdeğer bir bireyin, en önemli değerlerini ve öztelliklerini açıklarım.

Kısaca; elini öptüren zavallı, aşağılık kompleksinin kurbânı olurken; el öpenlerin de, aşağılık kompleksi yükselir!

Aşağılık kompleksi yüksek olan kişiler, üretici olamazlar; onlar, yalnızca emir kulu olabilirler!

Bu kişilerin, içerisinde bulunduğu toplumun ekonomisi, sürekli aşlağılara kayar! Bu toplumlar, sonsuza dek, başkalarının yardımına gerek duyarlar!

Ve sömürgecilerin hizmetçisi olurlar!

Her tür gelenekler, ilkel çağlardaki insanların görüş, giyiniş ve yaşam biçimleridir; gelenekleri önemseyenler, sürekli yoksullukla ve sıkıntılarla boğuşacaktır. Onlar, sonsuza dek 'dilenci' kalacaktır!

Yoksulluklarla boğuşan bir insan, hep başkalarının kulu-kölesi olacaktır!

Dikkatinizi çekmedi mi? Hiç bir özgür ve zengin birey, gelenekleri önemsemez!

Ama Türkiye'deki soyguncu siyâsîler, size, dîn ve gelenek satarlar!

Neden acabâ?


Târih: 28.04.2017 | Tıklama: 183 | Bölüm: Bilinçbilim, Toplumbilim ve Toplumsal Evrilim



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Bir kadının değeri, bedeniyle mi sınırlıdır? (23.09.2017)
- Umudumu yitirmedim! (17.06.2017)
- Büyüğe saygı mı? (28.03.2017)
- Bize, lâyık mıdırlar? (07.04.2017)
- Kadınlar, hâlâ erkeklerin kölesidir! (12.03.2017)
- Karar: Türk ulusu, topluca, us sağlıgını yitirmiştir! (10.02.2017)
- Toplumlararası algılama farklılıkları (08.01.2017)
- Beşiğinin, nerede durduğunu, unutma aslâ!   (25.12.2016)
- Karaca Türkler   (08.11.2016)
- Çapkınlar ve kaltaklar!   (31.10.2016)
- Yalnızca erkekler aldatırmış!   (26.10.2016)
- Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!   (27.09.2016)
- Parfüm: En gereksiz buluş!   (17.03.2016)
- Günümüzdeki insanların, güzellik algılamaları   (06.11.2015)
- Çocuklarınızdan, özür dilediniz mi?   (14.08.2013)
- Sözde ahlâksız kavramlara, dahâ ahlâksız karşılıklar!   (31.03.2013)
- Erkeklerin saçları, neden kısadır?   (19.10.2012)
- Evlilik nedir? Düğün nedir?   (28.12.2011)
- Helâaal! Urfa'da, ibneliğe teşvik geliyor!   (05.02.2011)
- "Kız istemek", insanlık suçudur.   (31.12.2009)
- Kimdir o beni eleştiren!   (21.12.2009)
- Ölüleri yakmanın nedeni   (20.10.2009)
- Homoseksüel mi, değil mi?   (01.01.2008)



Öngörülen yazılarım
Ezgin bir kadının ahmakça dayatmaları!
Ezgin kadınların, belirgin erkillliği bilinçsizce yüceltmesi!
Erkekler neden etek giymez?
Etekler, kadınların yaşamını bazı durumlarda kolaylaştırır. Bazılarında da zorluklar doğurur. Peki erkekler neden etek giymez?
Türkiye'de üstün ahlâk!
Ahlâksızlık Türkiye'de neden üstün ahlâk olarak algılanıyor? Yasaların bundaki etkileri nelerdir?
Eş, karı, koca
İçinde bulunduğumuz siyasi durum, insanları yalancı, yalaka ve oportünist olmaya zorluyor. Eskilerde onur abidesi olan kavramlar günümüzde suç olarak görülüyor. Bir erkeğin karısı onun eşi midir? Bir kadının kocası onun eşi midir?
Evrim, evrilim ve evrimleşme
Evrim kuramını kavrayamayan kafaların safsatası: "Evrimcilerin iddiasına göre, insanlar maymunlardan evrimleşmiştir." Görüyorsunuz ki, her insanın beyni yeterince "evrilmemiştir"! İnsanların "maymunlardan" "evrimleştiğini" iddia edenler kesinlikle bir bilinçbilimciye başvurmalı. Zira tek bir evrimci bile böyle deli saçması bir iddiada bulunmadı.
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.