Yazım kurallarının önemi

Almanca dersinde, öğretmenimiz, bize bir öykü anlatmıştı.


Târih: 23.08.2013 | Tıklama: 546 | Bölüm: Güzel Türkçe'miz
Yazım kurallarının önemi

Almanca dersinde, öğretmenimiz, bize bir öykü anlatmıştı.

Zengin bir adamın, iki oğlu varmış. Öğullardan birisi, hayırsızın biriymiş. Eğitime önem vermezmiş; çevresine saygısızmış; sürekli başını belâya sokarmış. Kısacası: İyi bir insanda aranan hiç bir özelliği yokmuş!

Diğer oğul ise, tam bir "iyi insan örneği" imiş. Eğitimini dokora ile taçlandırmış; sevilen-sayılan ve hayranlık duygusu saçan bir yapısı varmış. Aşk yaşamında bile, kıskançlık sezdirebilecek kadar başarılıymış.

Tabiî ki, baba, bu "örnek insan" olan oğluna çok düşkünmüş. Onu el üstünde tutarmış.

Ve günün birinde, baba, yaşama vedâ etmiş.

Defin işlemlerinin ardından, ailenin ve şirketlerin avukatı, merhûmun vasiyetnâmesini okumuş.

Ne olsa, "iyidir" dersiniz?

Bir şok yaşandı: Herkes, mirâsın, çok sevilen oğula kalmasını beklerken, tersi ile karşılaştılar! Çünkü mirâs, sevilmeyen hayırsız oğula kalmış.

Aile meclisi, hemen mahkemeye başvurmuş. Bu vasiyetnâmede bir yanlış olmalıydı. Merhûmun, böyle bir yanlış yapma olasılığı yoktu.

Uzun bir dâvâ sürecinden sonra, yargıç kararı okudu: "Dâvâ incelendi. Dâvâcı taraf, "yazım yanlışlarından dolayı", vasiyetnâmenin yanlış algılandığını iddiâ ediyor. Fakat dilbilimci bilirkişinin mahkemeye sunduğu rapora göre, mirâs, dâvâlıya (hayırsız oğul) kalmıştır."

***
Bu arada bir yineleme yapacağım.

Yanlış anımsamıyorsam, 1997 yılı idi.

Almanya Federal Parlamentsu, bir araştırma yapmak istedi. Konu: "Hangi tür insanlar, yaşamlarında daha başarılı oluyor?"

İhale açıldı; ve en iyi teklifi veren üç şirketle anlaşma sağlandi. "Üç şirket" konusu bilâkis önemliydi. Çünkü tek bir şirketin yapacağı araştırma sonucu, "rastgele sonuç" olabilirdi.

Daha emin olabilmek için, üç veya daha fazla şirketi görevlendirmek, en uygunu olacaktı.

Belirli bir süreden sonra, şirketler, araştırma sonuçlarını parlamentoya yasundular.

Tüm araştırmaların ortak bir sonucu ortaya çıktı: "Bir insan, anadiline ne derece hâkim ise, yaşamında da o derece başarılı olur."

Araştırmada yapılan vurgulamaya göre, "anadil" kavramıyla, bağlı olduğun milletin ya da uyruğun dili değil, içinde yaşadığın toplumda ve eğitim aldığın birimde uygulanan dildir.

Hangi eğitimi almak isterseniz, ön şart, iyi dil bilgisidir. Dil bilginiz yetersiz ise, ne kadar azimli olursanız olun; başarılı olamayacaksınız. En azından başarınız ona göre kısıtlı olur.

Dil eğitiminiz ne kadar iler, olursa, aile ve arkadaşlık ortamlarındada daha başarılşı ve daha mutlu olacaksınız.

Ve nitekim: İyi bir dil uzmanı iseniz, aşkta da son derece başarılı ve son derece mutlu olacaksınız.

***

Sanırım, yukarda aktardığım olaylardan çıkarabileceğimiz dersi herkes anladı.

Ben, gereğinden fazla virgül ve bir kadar da noktalı virgül kullanırım. Yani biraz abartıyorum!

Ama okuduğm her Türkçe yazı, yazım yanlışlarıyla dolu. Sonuçta, her yazı, anlaşılması istenildiği gibi değil, bambaşka bir şekilde algılanıyor. Bazan çok daha değişik anlamlar oluşuyor. Öyle ki, kastedilenin tam tersi bile ortaya çıkabiliyor.

Az önce seyrettiğim bir TV dizisindeki bir repliği ele alalım: "Edâ'dan daha fazlasını istemediğine emin misin?"

Bu tümceyi anlayabildiniz mi? Peki, bu tümce ne anlamına geliyor? Şöyle: "Bir kadın olarak, Edâ sana yetmeyecektir; ve sen, başka kadınlara da yöneleceksin."

İsterseniz, yukarki repliğin şeklini değiştirelim. "Edâ'dan, daha fazlasını istemediğine emin misin?" Aradaki fark, yalnizca bir virgül!

Anlamı: "Edâ'nin, şu ana kadar sana verdikleri yetmeyecek; ve sen, ondan, daha fazla şeyler vermesini bekleyeceksin."

***

Şimdi vereceğim örnmeği de, isterseniz mantığı ile, isterseniz ezberleme yoluyla benimseyin. Ama mantık ile algılamak, çok daha uygun olur.

Geride bıraktığımız otuzbeş yıl içinde, bir tümce, dillerden düşmüyor. "Sen de mi Leylâ?"

Anlamını biliyorsunuzdur: "Senin adın da mı Leylâ?" Ya da: "Sen de mi Leylâ'sın?"

Sonuna ünlem işareti koyalım: "Sen de mi Leylâ!"

Anlamı: "Sen de mi Leylâ gibisin!" Gördüğünüz gibi, bu sefer, bir sithem ortaya çıkıyor.

Başka bir şekli: "Sende mi Leylâ?"

Örnekle anlamı: "Leylâ senin yanında mı?"

Bir başka yazılış türü: "Sen de mi, Leylâ?"

Örnek anlam: "Leylâ, Gezi Direnişi'ne sen de katılyor musun?"

Ünlemleyelim: "Sen de mi, Leylâ!"

Bir anlam örneği: "Leylâ! Sen de mi onlar gibisin!"

Devam: "Sende mi, Leylâ?"

Örnekle: "Leylâ, çakmağımı yitirdim; sende mi?"

Aynısı ünlemle: "Sende mi, Leylâ!"

Öfkeyle haykırılmış anlamı: "O hâin, yoksa senin yanında mı!"


Buna göre, tek bir tümce, yazım imgesi yardımıyla, en az aşağıdaki 8 biçimde aktarılabilir:
"Sen de mi Leylâ?"
"Sen de mi Leylâ!"
"Sende mi Leylâ?"
"Sende mi Leylâ!"
"Sen de mi, Leylâ?"
"Sen de mi, Leylâ!"
"Sende mi, Leylâ?"
"Sende mi, Leylâ!"


Târih: 23.08.2013 | Tıklama: 546 | Bölüm: Güzel Türkçe'miz



Bu bölümdeki tüm yazıılarım
- Saçma-sapan kavramlar! (14.11.2017)
- Noktalı virgülün, kullanım alanları (26.10.2017)
- 'Hiç' mi, yoksa 'hiç' mi? Yoksa 'hiç' mi? (08.06.2017)
- Ad eşliğinde eylemler (01.05.2017)
- Kâfiyesiz şiîr mi olurmuş? (18.04.2017)
- Sayısal ile ölçeksel vurgulamalarda ve kanımsamalarda, kısa çizgi (02.01.2017)
- 'Kadın doğum' nedir? (17.11.2016 )
- TDK memurları, iyice zıvanadan çıkmış! (15.11.2016)
- Yumuşatılmayan sert sessizler (03.05.2016)
- Þiirlerimizdeki anlamsızlıklar (01.10.2015)
- Kısa çizgi kullanımından örnekler (17.02.2015)
Yazım kurallarının önemi (23.08.2013)
Türk Rezâlet Kurumu! (12.08.2013)
Bağlaçtan önce noktalı virgül ya da nokta (26.05.2013)
Apalca deyimler ve atasözleri (16.04.2013)
Yutulmuş "H" harfleri! (11.03.2013)

 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.