Hitâbet
Sıklıkla vurguladığım gibi, Türkiye'de, son yirmi yıl içinde, ağır bir yozlaşma durumu, sözkonusudur! Öyle ki, insanlar, görgüsüzlüğü, asâlet olarak algılıyorlar! Oysa görgüsüzlük, aşağılktır!

Görgü kuralları, ne gerektiriyorsa, onun, tam tersi yapılıyor! Bilhassâ varlıklı olmak, 'her tür arsızlığı, yapabilme özgürlüğü' olarak algılanıyor!

Yâni Türkiye'deki bağnaz anlayışa göre, görgü kurallarını, ne kadar çiğner ve savsaksarsanız, o kadar âsilsizinizdir! İnsanları, ne kadar aşağılarsanız, o kadar değer ve önem kazanırınız!

Gelişmiş ülkelerde, bir-birleriyle, kan ve gönülbağı olmayan kişiler, bir-birlerine, ayrıcalıksız olarak, 'siz' diye seslenirler. Elbet de, bir tanışıklık ilerledikçe, karşılıklı olarak, 'sen' hitâbına geçerler.

Oysa Türkiye'de, bu, böyle değildir. Bu yüzden de, ekonomide, hep Üçüncü Dünyâ ülkesi kalacağız!

Bir kişinin, âsil olması için, sınıf farkı gözetmeksizin, karşısındaki kişiye, saygı göstermesi gerekiyor. Karşısındaki insanı, kendisinden değersiz olarak gören bir kişi, en uygun söylemi ile, orman kaçkınıdır!

Hiç bir insanın erdemi, diğer hiç bir bireyin erdeminden, ne düşük, ne de yüksektir; her bir bireyin erdemi, diğer her bir bireyin erdemine eşittir.

Buna göre; bir patron, çalışanına; bir general, bir subaya; bir memur, maâşını veren vergi mükellefine; bir hanımefendi ya da beyefendi, evinde çalışan yardımcısına... vs, doğal varsayarak, 'sen' diye hitâb edemez; ayrıca karşısındakine, kendisine, 'siz' diye hitâb etmesini buyuramaz!

Eğer bu kurallara uymayanlar varsa, onlar, içtenlikle sözlüyorum, hastadır!

Başlangıçta olmasa bile, en yakın bir süreçte, 'narsistik kişilik bozukluğu' belirecektir! Bu tür hastalar, çok tehlikelidirler; hem kendileri, hem de çevrelerine, tehlike saçarlar! Bu hastalar, insanlara işkence etmeyi bile, kendilerine hak görürler!

Diğer yandan, önderine ya da patronuna, 'siz' diye hitâb etmekle, yükümlendirilen kişi, ezik olarak sezinlenecektir; o da, er ya da geç, aşağılık kompleksine kapılacaktır. Aşağılık kompleksi, ağır basan kişiler, bunalıma girerler ve çevrelerine saldırırlar; saldırmasalar bile, saldırganları gördüklerinde, çok mutlu olacaklardır; yâni ya doğrudan, ya da dolaylı olarak, şiddeti destekleyeceklerdir!

Ayrıca; önderine ya da patronuna, 'siz' diye, hitâb etmekle yükümlendirilen kişi, hiç bir koşulda, uretken olamayacaktır; çünkü o, bireysel düşünmeyi başaramayacaktır; üretken olabilmek için, bireysel düşünebilme ve sorgulayabilme koşulu vardır.

Kişilerin, toplumdaki konumu ne olursa-olsun, erdemleri korunmalıdır!

Eğer birileri, kendilerini, diğer kişilerden dahâ üstün görürse, tüm toplum, hastalıklı zombilere dönüşür!

Ve o toplum, er ya da geç, başka toplumların, ayağının altındaki paçavra olacaktır!

Kısaca: Bir kişi, diğerinden dahâ az para kazanıyorsa, o kişi, birey olarak, dahâ değersiz olamaz; bir kişi, diğerinden dahâ fazla para kazanıyorsa, o kişi, karşısındankinden dahâ değerli değildir.

Bir kitlenin, sağlıklı ve barışçıl bir toplum olabilmesi için, karşılıklı saygı, kaçınılmazdır.

En erdemsiz kişi, karşısındaki kişinin, bireylik haklarını hiçe sayandır!

Bu hastalıklı anlayışı, hemen yoketmek gerekiyor! Hemen!

Peki; insanlar, bir-birlerine nasıl hitâb etmeli?

Ne demiştik; patron ya da çalışan; orgeneral ya da er; evin hanımı ya da hizmetçi; hiyerarşik konumu, her ne olursa-olsun, eğer aralarında kan ve gönül bağı yoksa, bir-birlerine, ayrıcalıksız olarak, 'siz' diye hitâb ederler.

'Siz' hitâbında, yüceltme ya da küçük düşüeme gibi, duygusal bir içerik ya da anlam yoktur; tümüyle nötraldır.

Doğrudan hitâblarda, soyadın önüne, 'Bay', 'Bayan' ya da 'Erbayan' eklenir. Yâni erkeklere, örnek olarak, 'Bay Kabasakal'; kadınlara, örnek olarak, 'Bayan Kabasakal'; erkadınlara da, örnek olarak, 'Erbayan Kabasakal' diye seslenir.

Önadarın sonuna, eklenecek hitâbet biçimlerini, olasılıklar içerisinde, en aza indirmelisiniz. Çünkü kim, kime, hangi durumda, önadıyla seslenebileceği, önceden kestirilemez. Ama karşılıklı olarak, bu hitâbette karar kılınınca, örneğin, 'Deniz Bey', 'Deniz Hanım' ya da 'Deniz Erhanım' diyebilirsiniz. Ama pek de önermem.

Birisine, ünvânıyla hitâb etmek istediğinizde, ünvânının önüne, 'Bay', 'Bayan' ya da 'Erbayan' ekleyin. Örnek olarak, 'Bay Doktor' ya da 'Bayan Profesör' hitâbetlerini gösterebiliriz.

Birisine, mesleği doğrultusunda, hitâb etmek istiyorsanız, ünvân hitâbetlerindeki gibi de yapabilirsiniz. Ayrıca önadlarıyla yapıylan hitâbetleri de, uygulayabilirsiniz. Örnekler: 'Hekime Hanım', 'Mîmâr Bey', 'Tesisâtçı Bey', 'İtfâiyeci Erhanım'... vb.

Bu doğrultuda, dışardan birisi olarak, 'siz' hitâbı eşliğinde, ev hizmetlilerine, 'Efendi', 'Hatun' ya da 'Erhatun' diye seslenilebilir. Uşaklara ve hâneye özel bahçivanlara, örnek olarak, 'Atakan Efendi'; kadın uşaklara ve özel bahçivanlara, 'Almila Hatun' diye hitâb edilir. Bir kamu binâsının ya da bir özel teşebbüs binâsının, en üst düzey hizmetlisine de, önceki örneklerle seslenilebilir. Ama soyadının önüne, ek yaparak seslenmek, dahâ uygun olacaktır.

Sıradan birisiyle konuşurken, onun önadının arkasına, 'Efendi', 'Hatun' ya da 'Erhatun' eklenmez.

Türkiye'de, aristokrasi olmadığı için, o konulara değinmeyeceğim.

Ama örneğin büyükelçilere, 'Ekselans' diye hitâb ederseniz, sizi yadırgayanlara, pek rastlamazsınız.


Benzer konu: "Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!"


Târih: 16.11.2016 | Tıklama: {views} | Bölüm: Görgü Kuralları



Ayrıca: Biliminsanları ve görgü kuralları


Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- "Gel; bi konuşalım!" (13.01.2018)
- "Bizde, böyledir!" (04.11.2017)
- Cüzdânın önemi (17.09.2017)
- Yemin etmek ve sözvermek! (13.05.2017)
- "Önemli değil!" (05.05.2017)
- İtelemek! (05.05.2017)
- Toplu ortamda fısıldaşılmaz. (21.03.2017)
- Hitâbet (16.11.2016)
- Hanımefendilerin yaşı ve geliri? (02.11.2016)
- Gülümsemek, gülmek, sırıtmak ve kahkahâ atmak! (22.10.2016)
- "Nasılsınız?" (06.10.2016)
- Gürültülü öpüşmek! (11.03.2016)
- Kadeh tokuşturmak mı, kadeh kaldırmak mı? (14.03.2010)
Content Management Powered by CuteNews


Öngörülen yazılarım
Selâmlaşmak
Bir toplumda karşılaştığınızda, nasıl selâmlaşırsınız?
Ev sahibi hapşırırsa...
Bir dâvettesiniz. Ev sahibi hapşırıyor. Ne yaparsınız?
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.