O kişi, haklı mı?
"Yalnızca erkekler aldatırmış!" başlığı altındaki yazıma, beklediğim tepki geldi. Şöyle:

"Diyorsun ki, insanlarımızın, yüzde beşi ilâ yüzde onu, babası sanılan erkeğin, çocuğu değildir. Ya kendin? Baban sandığın adamın, oğlu musun?"

Bu sorgulama için, teşekkür ederim. Eveeet; ben, babam diye bildiğim herifin, oğlu muyum?

Önce şunu kesinleştirelim; bir kişinin kökeni, ne olursa-olsun, iyi bir insan olmaya, özen göstermelidir. Gerçek anneniz ya da gerçek babanız kimdir? Bunlar, önemsiz konulardır!

İsterseniz; babanız, Rus; anneniz ise, Ugandalı olsun. İyi bir insan mısınız? Hem kendinize, hem de çevrenize, yararlı mısınız? Hiç kimseye zararı olmayan, erdemli bir insan mısınız?

Gerisinin, hiç bir önemi yok.

Unutmayalım; tek bir insan bile, annesini-babasını, kendisi seçmedi.

Şundan da emîn olabilirsiniz; gerçek annemin-babamın, başkaları olmasını, çok isterdim. Ama ne yazık kli, böyle bir seçeneğim yok.

Emînim ki, aranızdan bir-çoğunuz, annesini-babasını, çok seviyordur. Eğer babanız olarak bildiğiniz adam, sizi, sevgiyle, bağrına basıyorsa, satayım bu dünyâyı!

Kim, kiminle, çocuk peydahlamış ya da peydahlamamış! Çok umrumdaydı!

Şimdşi yapacağım açıklamaları, gurur amacıyla yapsaydım, kendimi, erdemsiz bir yaratık olarak, görmem gerekirdi.

Köyümüze, son olarak, onyedi yaşımdayken gitmiştim. Uzun yıllar sonra, beni, ilk kez gören babaannem, donup-kaldı! "Ufak Ali Rızâ!" diye mırıldandı şaşkınlıkla.

Bu tavrı, diğer köylüler de sergilemişlerdi.

Geride bıraktığım, neredeyse elliiki yıl boyunca, benzer tepkilerle, sıklıkla karşılaştım.

Son olarak, bizim Züleyha'nın düğününde, iki kişi, benzer tavırlar sergilediler: "Sanırsın ki, Ali Rızâ, mezardan çıkıp-geldi!"

O herife, bu kadar benzemem, beni, ne kadar rahâtsız ediyor; pek kimse kanımsayamaz!

Sürekliyoruz...

Aynaya baktığımda, Golez Fatma'yı (annem) görüyorum sanki; o ışıl-ışıl ve rengârenk elâ gözler var ya... Güzel gözler; teşekkür ederim; ama keşke ona, biraz dahâ az benzeseydim!

Dudaklarım da, anneminkilerin bir kopyası!

Bizim köyde, bu iki özelliği taşıyan, bir annem var, bir de ben; bu özelliklerimiz, anneannemin soyundan geliyor.

Hümanist ve feminist huyum da, anneannemin babasının tarafından geliyor.

Babamın soyu, kaba-saba, ilkel yaratıklardır! Hani 'köylü kafalı' diyoruz ya; babamın kafası, çok dahâ kaba genlere dayanıyor!

Babamın soyundaki, tek olumlu özellik: Neredeyse yalnızca, göze hätâb eden, bireyler olmalarıdır. Zâten babamın, annemle evlenebilmesinin tek nedeni, bu olmalıydı.

Görüyorsunuz ki, gerçek annemizi ve gerçek babamızı, seçme hakkımız olsaydı, o sıraya, belki de ilk giren, ben olurdum!

Not: Anneannemin, babasınnın soyundan gelen elâ gözleri, kızıma da devrettim.


Târih: 16.12.2016 | Tıklama: 152 | Bölüm: Üzerime


Öngörülen yazılarım
Vasiyetimi yazayım mı?
İnsanın, maddî ve mânevî mîrâsı, ne olursa-olsun, bir vasiyet bırakmalı. Biz, Arap geleneklerini benimsemiş bir ulusuz. Bu koşullar altında, vasiyet yazmanın, pek anlamı olmaz!
Türkiye'ye, neden sırtımı döndüm?
Bu siteyi, gözden geçirdiğinizde, bu sorunun yanıtını anlamamak, olası değil.
Sevgili arkadaşlarım!
Benim arkadaşlarım, nasıl olmalı? Beni çevreleyen arkadaşlarım, nasıldır?
Alman vatandaşlığını, neden reddetim?
Bir insanın, öz benliğine, sırtını dönmesi, o kadar kolay mı? Recep Tayyip Efendi, Türkler'e, yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını almalarını, sürekli öneriyor! Neden?
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.