Alevîler'e yapılan hakâretler!
Türkler'in, Anadolu'ya göçüş dönemlerinde, Alevîlik'in, ilk ögeleri ve tapınış biçimleri başlatıldı. Süreler içerisinde, bu dîn, sürekli geliştirildi.

Günümüzde, Azerbeycan'ın batı sınırındandan, beriye kalan tüm Türkler'in, ulusal ve boyluksal dîni, Alevîlik'tir. Bir Türk, ya Alevî olabilir, ya da dînsiz. Başka bir dîne yönelen kişi, kesinlikle Türk olamaz.

Müslümânlar, bağnaz olma yükmündedirler! Çünkü İslâm'da, kendinden olmayanlara, sürekli hakâret edilmesi, Kuran'daki sayısız âyette vurgulanır! Müslümân olmayanları öldürmek de, yine sayısız âyette vurgulanır!

Müslümler'in, sürekli yinelediği bir tümce var: "İnanmıyorsan da, saygı göster!"

Bizim çok değerli Müslümallar'ımız, gerçekten de Alevîler'in, Müslümân olduğunu sanıyorlar! Oysa, uzaktan-yakından ilişiği yok!

Ey Müslümânlar! Şunu, bir kez kafanıza sokun; Alevîler, Müslümal değildir! Alevîlik, başlı-başına bir dîndir; Türk'ün dînidir!

Hani, saygı bekliyordunuz?!! Kendinize tanıdığınız hakkı, başkalarına, niye yasaklıyoırsunuz?!!

En azından, mevcût yasalara göre, hâlen dîn-vicdân özgürlüğü vardır. Bunu anlamayanı, bağnaz olarak adlandırdığımda, hiç kimse gocunmasın.

Alevîler, yüzyıllar boyu, Müslümânlar'ın zulmüne uğradılar! Ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nde bile, bu durum sürüyor. Bu, nasıl bir aymazlıktır! Bu, nasıl bir bağnazlıktır!

İslâm, Alevîlik'le, aslâ ve hiç bir koşulda kıyaslanamaz! İslâm'ın dayanağı, şiddet ve korkudur; katliâmlar ve aşağılamalardır!

Oysa Alevîlik'te, zerre kadar şiddet ögesi bulunmaz. Alevîlık'te, insan kutsaldır; kutsala saldırılmaz; insanlar arasında, sırf insan olduklarından ötürü, ayrımcılık yapılmaz.

Unutmayın; Alevîlik, Türkler'in ata dînidir; süreç içerisinde, Alevî Kürtler, Alavî Türkler'in (Türkmenler) oranını aştı. Diğer yandan, kimi Alevî Türkler de, Kürtleştirildi; bunun içindir ki, Alevî Kürtler, ağırlıktalar.

Ve bağnaz Müslümân Türkler, hâlâ Alevîler'in, Müslümân olduğunu sanıyor!

Diyeceksiniz ki: Bu durum, nasıl buralara kadar geldi?

Son olarak, Kenan Evren denen geberik, çıkardığı yasalarla, nüfûs cüzdânlarına, 'dîn hânesi'ni getirdi! Ve tüm Alevîler'in nüfûs cüzdânlarına, 'İslâm' ibâresi eklendi! Başkaldıralar da, olabildiğince ezilip-aşağılandılar!

Ama bunun, çok dahâ önceleri de var!

Kökeni, Alevî olan Osmanlı soyu, sonraları, kendi kökeninden olanları, katletme eylemine geçtiler!

Orhan Bey'in ardından, artık Türkmen kökenli Osmanoğlu kalmamıştı; her yeni kuşakta, kanları, başka boylukların (millet) kanlarıyla karıştı; tümüyle soysuzlaştılar!

Ve ataları Osman Bey'in, dîn ve soy kardeşlerine karşı, bir kıyım başlattılar! İlk dönemlerde, Alevîler'in tümü, Türkmen kökenli idi; Osmanlı soysuzları, Türkmen soykırımına geçtiler!

'Kızılbaş' diye adlandırdıkları Türkmenler, her gün, biraz dahâ azalıyordu! Ama soysuz Osmalılar, kana doyamıyorlardı!

Son olarak ise, 1417 yılında, Mısır'a yaptıkları yağmalama saldırısında, Arap Muhâmmet'in, kalıntılarını elegeçirdiler! Ve artık hâlifelik de, onların ellerindeydi!

Soysuzların hânedânı, artık Müslümân olmuştu! Bu, çıkarları gereği, doğru bir karardı!

Bu kez de, İslâmî kurallardan ötürü, Alevî Türkmen katlâmlarını, bir o kadar dahâ hızlandırdılar!

Annemin, iğrenç bir sözü vardı: "Kohle (salyangoz), yuvasindan çıkti da; geriye döndi; yuvasina bakti ve ustine tükurdi!"

Soysuz Osmanlı hânedânı da, aynen bunu yapıyordu; kökenini oluşturan ve o devleti kuran kişilere, soykırım uyguluyorlardı!

Çünkü o soysuz hânedânın, çoktandır, bir boylukluğu (milliyet) yoktu!

Konuyu dağıtmayayım...

1417 yılından sonra, kimi Alevîler (Türkmenler), kendilerini, Müslümân'mış gibi gösterdiler; böylece, katliâmlardan kurtulabildiler.

Bugünkü Alevîler'in, Müslümân olduğu 'sanrı'sı, aslında o döneme dayanıyor.

Anlayacağınız; Alevilik'i, bir İslâm mezhebi gibi görenler, 'bilgi edinme'yi, 'sağlıksızlık' olarak görüyorlar; ve eğitimsiz kitle olmayı, sürdürüyorlar!

Bilmiyorlar ki, bir konu hakkında, en doğru bilgiyi, birincil kaynaktan edinebilirsiniz.

Bu arada; günümüzdeki Alevîler'in kimileri, sohbetlerde, Allâh'a insanıyormuş gibi yaparlar; bu tavır, önceki yüzyıllardan kalma, bir korku dürtüsüdür. Hiç bir Alevî, Allâh'a tapmaz!

Alevîler, Ali'ye taparlar; ama bu Ali, Arapça'daki Alî değildir. Bu Ali, kutsallığın adıdır.

İnsan kutsaldır; kutsallık, Ali'dır; Ali, kutsallıktır; Ali, insandır; insan, Ali'dir...

Unutmayayım; kimi Alevîler, hâlâ Hz. Alî'ye taptıklarını söylerler.

Bunun kökeninde de, yine Osmanlı soysuzlarının katiâmları yatar; korunma içgüdüsünden ötürü, Ali adının önüne, 'Hz.' eklemişlerdi; bu da, günümüze dek, alışkanlıklar üzere kalıvermiştir.

Ve iyi bildiğimiz bir us hastası, mitinglerde haykırıyor: "Mesele, Hz. Ali'ye inanmaksa, ben, Alevî'nin daniskasıyım."

Ey sınırsz cehâlet!

Ne diyordum; bir konuyu, birincil kaynaktan öğrenin!

Ve yineliyorum; Alevîlik; sevgi, saygı, hoşgörü ve barış dînidir. İslâm ise, savaş ve şiddet dînidir!

Eklemeden, edemeyeceğim; Alevîler'i simgeleyen söz, şudur: 'Eline-beline-diline, egemen ol!'

Anladınız mı, Müslüler?

Alevîler'e, Müslümân demek, onlara yapılacak en büyük hakârettir; hiç kimse, dahâ kötü aşağılanamaz!

Son olarak, belki de kısa bir ek yapmalıyım. Nasıl ki İslâm, Hinduizm'den, epeyce ögeler taşıyorsa; Alevîlik de, İslâm'dan, o derece etkilenmiştir.

Örneğin, İslâm'daki 'evliyâlar' Alevîlik'te, (öz Türkçe) 'ermişler' olarak gözükür.


Târih: 03.02.2017 | Tıklama: 880 | Bölüm: Dîn ve Vicdân



En önemli unsur: Her insan, istediği taşa ya da puta tapmakta, özgürdür. Yeter ki, insanlar, taptıkları taşları ve putları, başkalarının kafalarına fırlatmasınlar.
Bu bölümde, tüm yazılarım
- Hâcer-ül Esved gerçeği   (20.12.2016)
- Mûsevî mi?   (30.11.2016)
- İlk smokinimin öyküsü   (30.11.2016)
- Yüce Cuvcuv'a, inanıyor musunuz?   (18.11.2016)
- Erdemsiz bezirgânlar!   (22.10.2016)
- MüslümaL atayizler!   (16.10.2016)
- Süslü-püslü giyinmiş kaltaklar!   (01.05.2016)
- Putperestler ve müminler?   (23.03.2016)
- Müslüman'dan, dost olmaz!   (28.02.2016)
- AKP ve SP'ye oy verenlerin, cezâî ehliyetleri yoktur!   (17.09.2015)
- Türkiye'nin ilk ateizm derneği kuruldu.   (17.04.2014)
- Erdoğan, Allah'ın ta kendisi imiş!   (17.01.2014)
- Türk ateistlerin yanılgısı!   (22.09.2013)
- Aşağılık hayvanın biri!   (01.02.2013)
- Oktay Vural'dan, Câhiliyye dönemine hakâretler!   (28.12.2011)
- Buyrun; beni, Müslüman yapın!   (16.10.2011)
- Bu soruya vereceğiniz yanıtla, beni, Müslüman yapabilirsiniz!   (24.09.2011)
- Çok üzücü; ama gerçek!   (20.02.2011)
- "Ölümden, korkmuyor musun?"   (19.11.2010)
- Avrupa'da, demokrasi var!   (02.04.2010)
- İslamca-Halkça Türkçe Sözlük   (10.03.2010)
- Diyanet İşleri'nin, hakâret hakkı var mı?   (24.12.2009)
- Masonlar, dünyâya hükmetmek istiyormuş!   (22.12.2009)
- Sübyancılıkta, sınır yoktur!   (13.01.2008)
- Türbanın ardından, neler gelecek?   (01.01.2008)
- Şükürcülük ve kadercilik   (14.06.2005)




Öngörülen yazılarım
Çarpık istatistikler
Türkiye'de din ve vicdân orantıları nelerdir? Diyanet'te çalışanların, yüzde kaçı Müslüman'dır? Dinsiz olup da, câmilerde toplu ibâdete katılanların, oranı nedir? Kaç ateist, ilâhiyat eğitimi görüyor?
Sünnetin ardındaki sır
Kız veya erkek çocukların, cinsel organları kesilir. Buna halk dilinde, "sünnet" denir. Peki Kuran'da, sünnetin, yeri var mıdır? Sünnet, İslamî bir gereksinim midir?
Türkiye'de, cizye uygulaması var mı?
Türkiye'de, en az vergi ödeyen ve en fazla kamu hizmetleri alan kesim, Sünnî Müslümanlar'dır. En fazla vergi ödeyen ve hiç kamu hizmeti almayan kesimler, tüm diğer gereksinimleri için, ayriyetten harcama yapıyor.
En iyi sömürü aracı: Dinler!
Bir toplumun, ortalama eğitimi çok düşük ise; o toplumu, kitlesel sömürmek için, en kolay yöntem, dînlerdir.
Selâmun aleyküm!
Arapça terimleri kullanmak, sevaptır!
Alkol, neden yasaktır?
Sağlıklı yaşayabilmek için, bir-çok alanda- alkole gereksinim vardır. Elbet de, kullanıldığı alanlara göre, hem etilalkol, hem de metilalkol vazgeçilmezdir. Günümüz tıbbı, alkolsüz düşünülemez. Ayrıca bedenimiz, yeterince alkol üretemiyor. Peki alkolü, yasaklamaktaki mantık nerede?
Domuz eti neden yasaktır?
Tarihte, fimi toplumların ilâhları idiler. Kimi toplumlarda, yalnızca kutsal varlıklar idiler. Onların dokunulmazlıkları vardı. Ama önce İsrailoğulları, sonra da Araplar, onları, önce yasakladılar; sonra lânetlediler. Yasaklama ve lânetleme nedeniini, zamânla unuttular.
Dinlerin ömrü
Dinler, toplumların kültürel olgularıdır. Bu kültürler, gelenek hâline geldi. Kimileri, tüm dünyâya yayıldı. Oysa bilimin ilerlemesi ile, bu geleneklerin, fazla ömrü kalmadı.
İslam'da, insanlara lâkap koymak, günâh mıdır?
Türk Müslümanlar'ın iddiası: "İnsanlara, saygılı olmalısınız. Lâkaplar, en büyük günâhlardır." Oysa, İslam târihini ve Kuran'ı gözden geçirmek, yeterli olacaktır!
Sakal-ı şerif nedir?
Türkiye'de, bir-çok camide, sakal-ı şerif bulunur. İslâm peygamberi, başını, sürekli sıfır tıraş ediyordu. Sakalını da, her hafta kesiyordu. Öyleyse, bu kutsal kıllar, nereden geliyor?
Hepsi, bu kadar mıydı?
Dindarlık süsüyle yaşayan, isanların ağzından çıkan, bir soru var: "Eğer cennet ve cehennem yoksa; cezâ ve ödül yoksa; hepsi, bu kadar mıydı? Yaratılışın, amacı yok mu?"
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.