Süslü-püslü giyinmiş kaltaklar!
Sokaklarda, allı-pullu, süslü-püslü giyinmiş kaltaklar görüyorum; tiksiniyorum!

Çok ağır mı konuşuyorum? Anlatayım...

Günün birinde, küçük bir küme biçiminde, içtenlikle sohbetler ediyorduk. Söz, Fesbok ve Cıvık gibi sömürge ağlarına gelince, beni eleştirenler başladı...

"Sömürgecilerin boku, güzel kokar!" dedim.

"Çok ağır konuşuyorsun ama!" diye, yadırgadı birisi.

"Yahu kardeşim! Eğer uygun bir dille konuşsam, hepiniz gülümseyip, başınızı sallayacaksınız. Ve hemen ardından, sözlerimi unutacaksınız! Ama emîn ol ki, ağır konuşmamın ardından, sözlerimin önemi anlaşılacaktır."

İşte bizim halkımız! Uygun bir dille konuşulduğunda, anlıyormuş gibi yaparlar! Ama ağır bir dil kullanıldığında, uyarırlar; ama gerçekleri de görürler.

Başka bir gün, bir hanımefendi (!) ile konuşuyorum...

"Makyajını, ne zamân yaptın, güzel kardeşim?"

"Bu sabâh. Niye sordun?"

"Günde, üç vakit mi, yoksa beş vakit mi namaz kılarsın?"

"Orası, seni ilgilendirmez!" diye iteledi.

"Kardeşim! makyaj, kirdir! Abdestsiz, namaz kılınmaz."

"İmanın, kimde olacağı bilinmez."

Ne kadar da haklıymış!

Onu, bi güzelce, yukardan-aşağı süzdüm; süslü-püslü bir giysisi vardı. Başörtüsü de barındıran, dar ve rengârenk, ipek bir kılıfa bürünmüştü. Çok güzel kıvrımları vardı! Yüksek, Kuruş topuklu ayakkabıları, ayaklarının güzel formunu gösteriyordu.

Tesettür, "dikkat çekmemek" demektir. Oysa önümdeki kadın, insanların gözüne hitâb etmek ve beğenilmek için giyinmişti. Kusursuz makyajı da, sanki bir uzman tarafından yapılmış gibiydi.

Emîn olabilirsiniz ki, -eğer sübyâncı olsaydım- onu, oracıkta becerebilirdim! O derece seksi idi!

İslâm'ın ve imânın koşulları, dolaylı yollarla, Kuran'da belirtilmiş, hattâ vurgulanmıştır!

Haftalar sonra, gürültülü topuk sesleri duydum. Bizim küçük hanımefendi imiş.

Bana yaklaştığında, mırıldanmaya başladım: "Ey inananlar! kadınlarınıza söyleyin; yürürken, gürültü çıkarabilecek biçimde, topuklarını yere vurmasınlar!" (Nûr 31)

"Ayakkabılar öyle," dedi; "yapacak bir şey yok."

"Birisi, o ayakkabıları alman için, başına silâh mı dayadı?"

Sürekleyelim!

O "allı-pullu, süslü-püslü kaltaklar" deyişimi, hâlâ yadırgıyor musunuz?

Bilinçli Müslümanlar'a bile üzülerek bakarken, bu süslü-püslü siyâset kaltaklarına, nasıl bakmamı istersiniz?

İslâm'da, kaşların inceltilmesi bile, günâh iken, makyaj yapmak, kıskıvrak ve rengârenk giyinmek de, neyin nesiymiş?

Hele bir sokağa çıkın; nereye baksanız, bu tür süslü-püslü kaltaklarla dolu!

Bu tür iğrenç kaltakları, gördüğünüz yerde domaltacaksınız; onları, uzun-uzun 'tatmin' edeceksiniz! (Kesinlikle bunu istiyorlardır!)

Emîn olun: Türkäye'ye şeriâd gelirse, ilk sallandırılacaklar, bu kaltaklar/şıllıklar olacaktır; şeriâdla yönetilen ülkelerde, süslü-püslü, rengârenk giyinen kadınlar var mıdır ki?!

Bu arada; aman, Erol! Dikkatli ol; sitene tıklayanların, oranını azaltıyorsun! Pışşık!


Târih: 01.05.2016 | Tıklama: 584 | Bölüm: Dîn ve Vicdân



En önemli unsur: Her insan, istediği taşa ya da puta tapmakta, özgürdür. Yeter ki, insanlar, taptıkları taşları ve putları, başkalarının kafalarına fırlatmasınlar.
Bu bölümde, tüm yazılarım
- Hâcer-ül Esved gerçeği   (20.12.2016)
- Mûsevî mi?   (30.11.2016)
- İlk smokinimin öyküsü   (30.11.2016)
- Yüce Cuvcuv'a, inanıyor musunuz?   (18.11.2016)
- Erdemsiz bezirgânlar!   (22.10.2016)
- MüslümaL atayizler!   (16.10.2016)
- Süslü-püslü giyinmiş kaltaklar!   (01.05.2016)
- Putperestler ve müminler?   (23.03.2016)
- Müslüman'dan, dost olmaz!   (28.02.2016)
- AKP ve SP'ye oy verenlerin, cezâî ehliyetleri yoktur!   (17.09.2015)
- Türkiye'nin ilk ateizm derneği kuruldu.   (17.04.2014)
- Erdoğan, Allah'ın ta kendisi imiş!   (17.01.2014)
- Türk ateistlerin yanılgısı!   (22.09.2013)
- Aşağılık hayvanın biri!   (01.02.2013)
- Oktay Vural'dan, Câhiliyye dönemine hakâretler!   (28.12.2011)
- Buyrun; beni, Müslüman yapın!   (16.10.2011)
- Bu soruya vereceğiniz yanıtla, beni, Müslüman yapabilirsiniz!   (24.09.2011)
- Çok üzücü; ama gerçek!   (20.02.2011)
- "Ölümden, korkmuyor musun?"   (19.11.2010)
- Avrupa'da, demokrasi var!   (02.04.2010)
- İslamca-Halkça Türkçe Sözlük   (10.03.2010)
- Diyanet İşleri'nin, hakâret hakkı var mı?   (24.12.2009)
- Masonlar, dünyâya hükmetmek istiyormuş!   (22.12.2009)
- Sübyancılıkta, sınır yoktur!   (13.01.2008)
- Türbanın ardından, neler gelecek?   (01.01.2008)
- Şükürcülük ve kadercilik   (14.06.2005)




Öngörülen yazılarım
Çarpık istatistikler
Türkiye'de din ve vicdân orantıları nelerdir? Diyanet'te çalışanların, yüzde kaçı Müslüman'dır? Dinsiz olup da, câmilerde toplu ibâdete katılanların, oranı nedir? Kaç ateist, ilâhiyat eğitimi görüyor?
Sünnetin ardındaki sır
Kız veya erkek çocukların, cinsel organları kesilir. Buna halk dilinde, "sünnet" denir. Peki Kuran'da, sünnetin, yeri var mıdır? Sünnet, İslamî bir gereksinim midir?
Türkiye'de, cizye uygulaması var mı?
Türkiye'de, en az vergi ödeyen ve en fazla kamu hizmetleri alan kesim, Sünnî Müslümanlar'dır. En fazla vergi ödeyen ve hiç kamu hizmeti almayan kesimler, tüm diğer gereksinimleri için, ayriyetten harcama yapıyor.
En iyi sömürü aracı: Dinler!
Bir toplumun, ortalama eğitimi çok düşük ise; o toplumu, kitlesel sömürmek için, en kolay yöntem, dînlerdir.
Selâmun aleyküm!
Arapça terimleri kullanmak, sevaptır!
Alkol, neden yasaktır?
Sağlıklı yaşayabilmek için, bir-çok alanda- alkole gereksinim vardır. Elbet de, kullanıldığı alanlara göre, hem etilalkol, hem de metilalkol vazgeçilmezdir. Günümüz tıbbı, alkolsüz düşünülemez. Ayrıca bedenimiz, yeterince alkol üretemiyor. Peki alkolü, yasaklamaktaki mantık nerede?
Domuz eti neden yasaktır?
Tarihte, fimi toplumların ilâhları idiler. Kimi toplumlarda, yalnızca kutsal varlıklar idiler. Onların dokunulmazlıkları vardı. Ama önce İsrailoğulları, sonra da Araplar, onları, önce yasakladılar; sonra lânetlediler. Yasaklama ve lânetleme nedeniini, zamânla unuttular.
Dinlerin ömrü
Dinler, toplumların kültürel olgularıdır. Bu kültürler, gelenek hâline geldi. Kimileri, tüm dünyâya yayıldı. Oysa bilimin ilerlemesi ile, bu geleneklerin, fazla ömrü kalmadı.
İslam'da, insanlara lâkap koymak, günâh mıdır?
Türk Müslümanlar'ın iddiası: "İnsanlara, saygılı olmalısınız. Lâkaplar, en büyük günâhlardır." Oysa, İslam târihini ve Kuran'ı gözden geçirmek, yeterli olacaktır!
Sakal-ı şerif nedir?
Türkiye'de, bir-çok camide, sakal-ı şerif bulunur. İslâm peygamberi, başını, sürekli sıfır tıraş ediyordu. Sakalını da, her hafta kesiyordu. Öyleyse, bu kutsal kıllar, nereden geliyor?
Hepsi, bu kadar mıydı?
Dindarlık süsüyle yaşayan, isanların ağzından çıkan, bir soru var: "Eğer cennet ve cehennem yoksa; cezâ ve ödül yoksa; hepsi, bu kadar mıydı? Yaratılışın, amacı yok mu?"
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.