Şükürcülük ve kadercilik
Bizim insanlarımız, kendi isteksizliklerini ve irade zayıflıklarını belli etmemek için neden ararlar. Tembel olduğunu öne sürenlere, pek az raslanır. Hep başkalarından bir şeyler beklerler. Kendileri atılım yapmayı sevmezler. Neden olsun ki?!

Böylece bir bunalıma girerler. Bu bunalım ruhi ve fiziki etkenlikler gösteriyor. Başarısız oldukları zaman da "Kader!" deyip işin içinden çıkarlar. Ama birisi çıkıp da, "Böyle bir şey olmaz!" dediği zaman, "Tövbe, tövbe!" diye itelerler. Neymiş, Allah vergisi! Tembel oluşunu itirâf etmek iradeyi belli eder. Bu da çok zor! Her yiğidin işi değildir.

Hiç untutmam; ben daha çok gençken, akrabalrımın biriyle köy kahvehanesinde sohbet ediyorduk. Adamcağiz aklı sıra bana neden evlenmediğimi sordu ve hatta beni güçümseyici bir tavır kullandı. Ben de, evliliğin büyük bir sorumlulyuk olduğunu söyledim. Adam iteliyor. İlla ki evlenmem gerekiyor! "Evlilik mutluluk getirir," türünden laflar atıyor. Geçinmenin ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalıştım. "Allah herkesin rızkını verir!" demesin mi!

Sohebtimizin devamında bu sefer o fakirlikten şikayetçi oldu. O zamanlar sekiz ya da dokuz çocuğu vardı. Bu çacukları geçindirmenin ne kadar zor olduğunu anlattı. İç açıcı bir durum. Adamın çocukları gerçekten kıçları ve ayakları çıplak geziniyorlardı. Belki de 3 ayda bir yıkanıyorlardı.

Ben yine de dayanamadım; ağzımdan baklayı çıkardım: "Peki neden bu kadar çocuk peydah ediyorsun?"

Bu sefer akrabam, sanki en büyük günahı işlemişim gibi şok bir şekilde bana baktı. Ağzını açtı; gözleri fal taşı gibi. "Sen ne biçim konuşuyorsun? Onları Allah verdi!"

Ulu Tanrı`m! Ağlar mısın, güler misin! "Peki bu Allah bana niye çocuk vermiyor??" dedim. Yalnyzca bununla kalmadım. Ona söylemiş olduğum ikinci tümceyi buraya yazmayayım. Siz tahmin edin.

Bizim milletimiz, şükürcülük ve kadercilik yalanıyla hem kendilerini kandırıyorlar, hem de Ulu Yaratan`a, hakâret ediyorlar; ama farkında değiller.

Ulu Tanrı tembelliği desteklemaz. Çalışanın rızkını tabii ki verir. Bir çoğumuz rızk terimini yanlış anlıyoruz. Rızk çalışkanlığa ek bir eylemdir. Çalışkanlık ise bedeni gereksiz yere yormak anlamına gelmez. Gerçek çalışkanlık beyini en yüksek şekilde kullanma anlamına gelir. Beyin kullanılmadan, yani zeka imkanları ele alınmadan vücüdü boş yere yormak da bir günah sayılır.

İşçiliği, anında para kazanmak olarak da göremeyiz. Çünkü eğitim de bir tür işçiliktir. Eğitim terimiyle yalnyzca genç yaştaki okul eğitimini kastetmiyorum. Yaşadığımız her gün eğitimimizi genişletmemiz lazım. Elindeki imkanları kullanmadan ağitimini aksatanlar tembeldir. Bu tür insanlar ileriki hayatlarında "Allah herkesin rızkını verir!" dediği zaman, Yaratan`a karşı günah işlerler.

Ulu Tanrı bize imkanlarımızı sunuyor. Biz de bu imkanları ele alıp, en iyisini yapmak zorundayıız. İşte o zaman anlayacağız ki, kader bizim elimizdedir. Kaderimizden biz sorumluyuz. Başkaları değil!

"Allah`ıma şükürler olsun; rızkımı O verir!" diyerek kimseyi kendi beceriksizliğimizden ve tembelliğimizden sorumlu tutmayalım!

Bu yazıyı yazabilmem için bana gerekli imkanı sağlayan Yaratan`a şükürler olsun!


Târih: 14.06.2005 | Tıklama: 24 | Bölüm: Dîn ve Vicdân



En önemli unsur: Her insan, istediği taşa ya da puta tapmakta, özgürdür. Yeter ki, insanlar, taptıkları taşları ve putları, başkalarının kafalarına fırlatmasınlar.
Bu bölümde, tüm yazılarım
- Hâcer-ül Esved gerçeği   (20.12.2016)
- Mûsevî mi?   (30.11.2016)
- İlk smokinimin öyküsü   (30.11.2016)
- Yüce Cuvcuv'a, inanıyor musunuz?   (18.11.2016)
- Erdemsiz bezirgânlar!   (22.10.2016)
- MüslümaL atayizler!   (16.10.2016)
- Süslü-püslü giyinmiş kaltaklar!   (01.05.2016)
- Putperestler ve müminler?   (23.03.2016)
- Müslüman'dan, dost olmaz!   (28.02.2016)
- AKP ve SP'ye oy verenlerin, cezâî ehliyetleri yoktur!   (17.09.2015)
- Türkiye'nin ilk ateizm derneği kuruldu.   (17.04.2014)
- Erdoğan, Allah'ın ta kendisi imiş!   (17.01.2014)
- Türk ateistlerin yanılgısı!   (22.09.2013)
- Aşağılık hayvanın biri!   (01.02.2013)
- Oktay Vural'dan, Câhiliyye dönemine hakâretler!   (28.12.2011)
- Buyrun; beni, Müslüman yapın!   (16.10.2011)
- Bu soruya vereceğiniz yanıtla, beni, Müslüman yapabilirsiniz!   (24.09.2011)
- Çok üzücü; ama gerçek!   (20.02.2011)
- "Ölümden, korkmuyor musun?"   (19.11.2010)
- Avrupa'da, demokrasi var!   (02.04.2010)
- İslamca-Halkça Türkçe Sözlük   (10.03.2010)
- Diyanet İşleri'nin, hakâret hakkı var mı?   (24.12.2009)
- Masonlar, dünyâya hükmetmek istiyormuş!   (22.12.2009)
- Sübyancılıkta, sınır yoktur!   (13.01.2008)
- Türbanın ardından, neler gelecek?   (01.01.2008)
- Şükürcülük ve kadercilik   (14.06.2005)




Öngörülen yazılarım
Çarpık istatistikler
Türkiye'de din ve vicdân orantıları nelerdir? Diyanet'te çalışanların, yüzde kaçı Müslüman'dır? Dinsiz olup da, câmilerde toplu ibâdete katılanların, oranı nedir? Kaç ateist, ilâhiyat eğitimi görüyor?
Sünnetin ardındaki sır
Kız veya erkek çocukların, cinsel organları kesilir. Buna halk dilinde, "sünnet" denir. Peki Kuran'da, sünnetin, yeri var mıdır? Sünnet, İslamî bir gereksinim midir?
Türkiye'de, cizye uygulaması var mı?
Türkiye'de, en az vergi ödeyen ve en fazla kamu hizmetleri alan kesim, Sünnî Müslümanlar'dır. En fazla vergi ödeyen ve hiç kamu hizmeti almayan kesimler, tüm diğer gereksinimleri için, ayriyetten harcama yapıyor.
En iyi sömürü aracı: Dinler!
Bir toplumun, ortalama eğitimi çok düşük ise; o toplumu, kitlesel sömürmek için, en kolay yöntem, dînlerdir.
Selâmun aleyküm!
Arapça terimleri kullanmak, sevaptır!
Alkol, neden yasaktır?
Sağlıklı yaşayabilmek için, bir-çok alanda- alkole gereksinim vardır. Elbet de, kullanıldığı alanlara göre, hem etilalkol, hem de metilalkol vazgeçilmezdir. Günümüz tıbbı, alkolsüz düşünülemez. Ayrıca bedenimiz, yeterince alkol üretemiyor. Peki alkolü, yasaklamaktaki mantık nerede?
Domuz eti neden yasaktır?
Tarihte, fimi toplumların ilâhları idiler. Kimi toplumlarda, yalnızca kutsal varlıklar idiler. Onların dokunulmazlıkları vardı. Ama önce İsrailoğulları, sonra da Araplar, onları, önce yasakladılar; sonra lânetlediler. Yasaklama ve lânetleme nedeniini, zamânla unuttular.
Dinlerin ömrü
Dinler, toplumların kültürel olgularıdır. Bu kültürler, gelenek hâline geldi. Kimileri, tüm dünyâya yayıldı. Oysa bilimin ilerlemesi ile, bu geleneklerin, fazla ömrü kalmadı.
İslam'da, insanlara lâkap koymak, günâh mıdır?
Türk Müslümanlar'ın iddiası: "İnsanlara, saygılı olmalısınız. Lâkaplar, en büyük günâhlardır." Oysa, İslam târihini ve Kuran'ı gözden geçirmek, yeterli olacaktır!
Sakal-ı şerif nedir?
Türkiye'de, bir-çok camide, sakal-ı şerif bulunur. İslâm peygamberi, başını, sürekli sıfır tıraş ediyordu. Sakalını da, her hafta kesiyordu. Öyleyse, bu kutsal kıllar, nereden geliyor?
Hepsi, bu kadar mıydı?
Dindarlık süsüyle yaşayan, isanların ağzından çıkan, bir soru var: "Eğer cennet ve cehennem yoksa; cezâ ve ödül yoksa; hepsi, bu kadar mıydı? Yaratılışın, amacı yok mu?"
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.